A'dan Z'ye alevilik
Alevi-Bektaşilik: 1200’lü yıllarda Anadolu’da (Türkiye’de) Hünkar Bektaş Veli[1] (HBV) tarafında temeli atılan ve onun yoldaşlarınca geliştirilen, gelişmekte olan sentezi bir inançtır. Alevi-Bektaşilik heteredoks[2] İslam (batini İslam yorumu), eski Türk inancı Şamanizm[3], eski İran ve Kürt inancı Mazdek[4], Mani[5], Zerdüştlük[6], ayarıca Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm, ve Anadolu'nun antik çağ, eski yunan doğa filozofları gibi birçok değişik inanç ve tasavvufi (felsefi) sofi[7] düşüncenin, kaynaşımı ve kökeni daha çok sözlü geleneğe dayanan, insanı merkeze koyan, öz itibarı ile tüm VARLIĞI ve insanı Hak (tanrı) kabul eden, kendine özgü bir inançtır. İnanca mensup olanlar kendilerine Alevi-Bektaşi veya kısaca Alevi[8] derler. Tarihte Kızılbaş[9] olarak ta geçer. (Bu yazıda Alevi, Alevilik[10] terimi kullanılmıştır.)
[1] Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli = Alevi-Bektaşi inancının kurucusu kabul edilen düşünür. (15.bölüme bak.)
[2] Heterodoks = başka, diğer, farklı, kritik, aykırı yorum. Batini = içsel, ayet ve hadislerin zahirine (dışsal kurallara) uymayan inançsal akımların genel adı.
[3] Şamanizm = Kuzey ve orta Asya inancı (eski Türk inancı), her şeyin ruhu olduğu, toplumcu ve kadın erkek eşitliğine dayanan, müzik, danslı ibadet gelenekleri olan bir inanç.
5 Mazdek, Mazdekçilik = Iranlı Mazdek (535) tarafında kurulan, kamucu, eşitlik ve paylaşıma dayalı felsefi eski İran dini.
6 Mani, Manicilik = inançları akla uygun yorumlama, iyilik kötülük, el, dil bele sahip olma gibi ilkeleri içeren İranlı Mani tarafından (300) kurulan, eski İran ve çevresinde yaygın bir inanç, öğreti.
7 Zerdüş, Zedüşlük = Eskiden İran ve doğu Anadoluda egemen olan, diyalektik tasarıma, iyilik kötülük, ışık karanlık, mutluluk, hak ve doğruluk vs. içerikli (iö 608-551) Zerdüş tarafından kurulan bir inanç.
[7] tasavvufi (felsefi) sofi = İslami inançsal felsefi yeni platoncu mistik akım, tırans bilim sevgi temelinde tanrıyla bütünleşmeyi içeren gizemci inanç sistemi.
[8] Alevi= Alevi (Bektaşi, Kızılbaş) inancına mensup olan. Alevi kelimesi iki anlamlıdır, bir şeyin Alevi ışığı olmak, yaratıcı nur, ışık, ateş od ocak, ışık taifesi, Hak-Muhammed-Ali nuru, Ali yanlısı (evine dahil) olmak (bak. Hz. Ali 11. bölüm)
[9] Kızılbaş= Alevi Bektaşililer için kullanılan genel isim veya İnsan sevgisi ve ‘muhabbeti’ bilim, ışık vs. temel alan, mistik, felsefi politik Alevilik akımı. Kızıl-baş kelimesi Türkçe olup, Hz. Ali ve Sah İsmail askerlerinin başlarına kızıl şerit bağlamaları, Kerbelada İmam Hüseyin’in (680) başının kesilmesi, enel-hak dediği için Halacı Mansur’un (857-922) işkence ile katledilmesi, Bektaşi dervişlerinin 12 dilimli kırmızı başlık taşımaları gibi olaylar kaynak olarak gösterilir.
[10] Alevilik= 1200 yıllarda Anadolu’da (Türkiye’de) Hünkar Bektaş Veli tarafından temelleri atılan, inançsal felsefi, sentezi bir inanç.
Coğrafik
olarak Aleviler, daha çok Türkiye’de (yaklaşık 20 milyon) ve az
miktarda Türkiye’nin komşu ülkelerde yaşarlar. Danimarka’da Türkiyeli
göçmen işçilerin yaklaşık ¼ ( yaklaşık 10.000 kişinin) Alevi inancına
mensup olduğunu tahmin ediyoruz. Danimarka’da Randers, Arhus, Hedensted,
Odense, Slagelse, Ringsted ve Kopenhag şehirlerinde Alevi dernekleri
vardır. Tarihte uğradıkları çeşitli baskı ve katliamlardan dolayı
Aleviler, inanç ve kimliklerini açıklamaktan çekinirler.
İslam dünyasında Ali[1] ve Alevilik deyimimi ve Ali ile ilgili tarikatlara sıkça rastlanılır. Fakat Anadolu Alevi-Bektaşiliği bazı İslam’ı kaynak ve terimleri kullansa da bilinen İslam’dan hem tanrı anlayışı hem de inançsal pratik/ ritüeller bakımından tamamen ayrıdır. Örneğin Aleviler İslam’ın 5 şartı olan; Oruç, namaz, zekat, haç[2], kelimeyi şahadete uymazlar veya kendilerine göre çok değişik bir yorumları vardır. Alevilikte olan örneğin CEM[3], semah,[4] musahiplik[5] gibi kurumu bilinen İslam’da yoktur.
Bu anlamda Aleviliği kısaca kendine özgü sosyal ve inançsal bir anlayış olarak tanımlayabiliriz. İslam’la ilgisi olmasına rağmen Alevilik katı Sünni[6] ve Şia[7] İslam anlayışından oldukça farklı özellikler taşımaktadır. Bu anlayışı, tarihsel ve sosyal koşulların doğal bir sonucu olarak, kitabi olmaktan çok sözlü geleneğe dayalı, birçok eski inançların ve mitolojinin bazı İslamî şekillerle yaşamağa devam ettiği, hakim Sünni İslam’dan farklı kurum ve kurallara sahip bir tür halk İslâmlığı olarak ta nitelendirilebilir.
[1] Ali= (Hz. Ali 598-661) Hz. Muhammedin amca oglu, ve damadı, (kızı Fatima ile evli) 4. halife, 12 imam inanç geleneğinde 1. imam. Anadolu Alevileri Ali’yi bir kült kamili insan kabul eder, tanrısallaştırır.
[2] Haç= Müslümanların Arabistan’ın Mekke şehrinde bulunan Kabe’yi ziyaret etme ibadeti. HBV’nin deyimiyle ‘benim kaben insandır’ inancında olan Aleviler Kabeye/haç’a gitmezler. Aleviler haç niyetine bir dostu veya Hacıbektaş dergahını ziyaret ederler (Hacım Beştaş)
[3] Cem= Alevi-Bektaşi inancının en önemli ve temel ibadet törenidir. Kadın erkek müzik semah yemek vs. ile yapılan Cemin kökeni eski şaman, İran kıralı CEM (Cem-şid =şarap-ışık) ve 40lar cemi mitolojisine dayandırılır. Kelime anlamı ile cem birlik toplanmak demektir. (Bak: 12.bölüm 40lar cemi)
[4] Semah= Cemde ibadet ortamında kadın erkeli yapılan rituel bir danstır. (Bak 28. Bölüm)
[5] Musahiplik = Alevi-Bektaşi inancında iki aile arsında yapılan inanç/yol kardeşliği. (Bak 17. bölüm)
[6] Sünni islam= Hz. Muhammedin sünneti (uygulamaları hadislere) ve 4 mezhep kurucusu (Hanifi, Hanbal, Şafi, Malik’in) yorumuna (okuluna) dayalı İslam anlayışı.
[7] Şia islam= Iran Irak Bahraın de yaygın olan ve 4 Sünni mezhebi dışında İmam Cafer (Caferi mezhebi okulunu da) kabul eden islam anlayışı. Şia Hz. Ali’nin 1. halife olması gerektiği düşüncesini savunur, kerbela imam Hüseyin yası tutulur, ayrıca 7 veya 12 imam a uyulur. Anadolu Alevi-Bektaşileri İmam Cafer ve Buyruğunu kabul eder Ehlibeyt ve 12 imamlara sevgi besler fakat ne Sünni şeriatına nede Şia şeriatına uyar veya uygular..
Aleviliğin tanrı inancı VARLIĞIN BİRLİĞİ ve bunun en mükemmel parçası olan insanın kutsallığı üzerine kuruludur.
Aleviler
(vahdeti mevcut)[1]
VARLIĞIN BİRLİĞİ:
tanrının her şeyi kendi
varlığı, ışığı (nuru Alevinden) yarattığına, varlığın yoktan var
olmadığı gibi, yok edilemeyeceğine, TANRI, doğa ve insanın, (tüm
alemin) bir bütün (HAK) Tanrı olduğuna ve bu varlığın en
mükemmel parçası olan insana (Ademe)[2]
tanrının kendi ruhunu verdiğine inanır. Bu nedenle de
kamili insan[3]
ve ‘insan tanrıdır, tanrı insandır’
En-el
HAK[4]
(ben tanrıyım, hakikatim) düşüncesi,
Aleviliğin HAK[5]
tanrı anlayışımızın özünü oluşturur. Alevilik inancının temek
kitaplarından sayılan Buyruk[6]
ve Makalat’ta[7]
Tanrının kendi özünden önce
zahiri[8]
temsilen Muhammed’in nurunu ve
batini[9]
özü temsilen Ali’nin nurunu ve bu iki nurdan tüm varlıkların oluştuğu,
ve ardından tanrının insanı topraktan yaratıp kendi ruhunu verdiği,
düşüncesinden anlatılır. Bu nedenle Alevilik anlayışında
Hak-Muhammed-Ali[10]
üçlemesi tanrının birliği
olarak algılanır bir kelime olarak söylenir.
Alevilik inancı zahiri yüzeysel şekle değil öze önem verir, Tevrat İncil Kuran vb. kutsal kitapları da batini öz insana verilmek istenen ahlaki değerler olarak yorumlar.. Alevilik; “Okuyan Muhammed yazan Ali’dir”, “Aynayı tutum yüzüme, Ali göründü gözüme”, “Ben Aliyim Ali benim”[11] gibi yüzlerce deyimle, bir Ali kültü oluştururu, Aliyi tanrılaştırır gök yüzüne çıkarırı sonra yere indirip En-el-Hak düşüncesiyle Ali-Tanrı düşüncesini insanda bütünleştirir
Alevilik
inancında İnsan yaşamı, tanrıyla bütünleşmeyi amaçlayan uzun ince bir
yoldur.. Alevilik inancında tanrıyla bütünleşmeye giden yol[12],
4 kapı[13]
40 makamdan geçer. Edebine[14]
sahip olup, hak yemeden hak yedirmeden, bilim, sevgi ve saygı yolundan
ilerleyerek, insanın kendini (hakkı) arayıp bulması, kendini bilmesi,
kamili insan olmaya çalışması, hak için halka hizmet etmesi ile
olur (Halka hizmet, Hakka hizmet insanlığa hizmet). Aleviler bu
nedenlerle inançlarını,
Hak-Muhammed-Ali, Hünkar
Bektaşi Veli, Kamili insanlık yolu. Kısaca HAK yolu[15]
diye tanımlarlar.
Ölülerinin ardından
Hakka yürüdü[16]
hakka kavuştu diye hitap ederler..
Alevilik dini-mistik yönü fazla olan bir inanıştır. İnancın temelinde Allah-Muhammed-Ali bulunmaktadır. Alevilikte Allah korkusu değil, Allah sevgisi vardır. Yaratıcı ve yaratılan arasında bir karşıtlık ve çelişki olmayıp, birbirini tamamlayıcı bir bağlantı olduğu varsayılmaktadır. Buna göre yani Varlığın birliği anlayışına göre, insan Allah’ın varlığının bir parçasıdır. Ona ulaşmak, ondan korkarak, şeriatın[17] biçimsel koşullarına uymakla olmaz. Ona ancak onu karşılıksız severek ve onunla bir olarak ulaşılabilir. Aleviliğin Allah inancına yönelik düşüncelerinin temelini, Beyazıd-ı Bistami, Hallac-ı Mansur[18] gibi tanınmış sufilerin düşünceleri oluşturmaktadır. Onlar namaz, oruç, hac gibi, biçimsel ibadetleri reddederek biçimi değil, özü esas alıyorlardı. Hallac’a göre, Allah’a ulaşmak için Hacca gitmek yersizdir, şöyle ki “Gerçek Kabe[19] taş bir yapı olmayıp, insanın kalbidir.” Benzer görüşleri Anadolu’daki Alevi aşıkları[20] (ozanları) örneğin Yunus Emre’nin[21] şiirlerinde de bulabiliriz. Allah’a ulaşmanın şeriatın emrettiği ibadetlerle olamayacağına, Allah’a her yerde ve her istenen zamanda ulaşıla bilineceğine inanılır.
Alevi-Bektaşi inancında insan, Tanrı’nın bir parçasıdır, dolayısıyla insan Tanrı’ya korkuyla değil sevgiyle yaklaşmalıdır. Aleviler Allah’ın cezalandırıcı değil, sevgi dolu olduğuna inanırlar. Alevi inancına göre Tanrı’ya ulaşmanın en iyi yolu İnsan-ı Kamil (Olgun İnsan) olmaktır. İnsan-ı kamil ise Tanrı’nın yeryüzünde yarattığı en şerefli varlıktır. Alevilere göre, tanrıya ibadet etmek, O’na ulaşmak için İslam’ın biçimsel şeriat kurallarına uymak gerekmez. Esas olan biçim değil özdür. Alevi-Bektaşilerin Tanrıya olan bağlılığı ve sevgileri biçimsel olmayıp, özü aşkı esas alan mistik ve tasavvufi bir bağlılıktır.
Her nereye dönülse Tanrı oradadır. Tanrı’ya ibadetin belli bir biçimi olamaz. Her yerde her zaman Tanrı anılır, ondan yardım istenir. Tanrı’nın gerçek evi, ibadethaneler değil, insanın gönlüdür. Bu nedenle insanın diğer insanlarla olan dostluğu, onları memnun etmesi, Kabe’yi ziyaret etmek karşılığı (Gönül Kabesi)[22] olarak nitelendirilmektedir.
Tasavvuf anlayışına göre doğada var olan her şey Tanrı’yı oluşturur, her varlık tanrının bir parçasıdır. Alevi felsefesinde VARLIK yoktan var olamaz ve var olan hiç bir şey ebediyen yok edilemez. Alevi-Bektaşilere göre Tanrı’nın insanda görünür, insanın Tanrının yeryüzündeki görüntüsü olduğuna da inanılır. Bu söylemlerin hepsi her şeyin bir olduğu, yani varlığın birliği (vahdet-i mevcud vücud) anlamına gelir.
Aleviliğin bu tanrı anlayışı tüm inananlar tarafından bilinir, fakat her üye bunun günlük hayatında farklı yorumlayabilir. Alevilikte tanrı genellikle: Hak[23], Allah[24], Ali, Şah[25],Hü, Hüda, Adem/insan Yaradan, Tanrı, Mevla, Dost gibi. isimlerler anılır.
[1] Vahdet-i Mevcut= Varlığın birliği, vardan var olma var eden ve edilenin bir olduğu inanç felsefi düşünce.
[2] Adem= adam, insan, tanrının görünüş alanına çıktığı ilk insan biçimi, âdemperestlik insana tapma.
[3] Kamili insan= insanı kamil, olgun bilinçli üstün insan, tanrısal tanrı ile bütünleşmiş insan. Kamili toplum sınıfsız sömürüsüz toplum.
[4] Enel-Hak= Ben gerçeğim tanrıyım, kendini aşan tanrıyı kendinde gören. Enel-hak sözünden dolayı Halacı Mansur (922) işkenceyle katledilmiştir. Alevi.Bektaşi cemlerinde onun adına Mansur Darına durulur.
[5] Hak = Tanrı, Allah, gerçek, doğru, pay, toprak, hak, varlık, insan yaradan. Alevilikte tanrı adı için en çok kullanılan kelime)
[6] Buyruk= Imam Caferi Sadık’a ait (699-766) olduğu kabul edilen Alevi-Bektaşi inancı erkannamelerini bir bölümünü içeren yapıt. 16. yy. Yazımlık Büyük Buyruk, 17 yy. yazılmış küçük Buyruk diye, 2 Buyruk kitabı vardır. Alevilerbütün kutsal yapıtları olduğu gibi Buyruğu da batini bir şekilde yorumlarlar.
[7] Makalat= Hünkar Bektaş Veli’ye (1210-1271) ait olduğuna inanılan kitap.Alevi-Bektaşi inancının temel ilkeleri etik kurallarını öğretileri içeren yapıt..
[8] Zahiri= yüzeysel dış, dışsal, görüne dünyaya ilişkin, yazıları yüzeysel yazdığı gibi yorumlamak.
[9] Batini= içsel, öz, sır, gizemli, iç anlam ve yorum. Batınilik 9.yy İranda Desyan tarafından başlatılan, Hasan Sabah, Bekek vs. devam eden kutsal kaynakları (Kuranı vs.) içsel yorumlayan akım.
[10] Hak-Muhammed-Ali= (üçü bir kelime olarak söylenir) İnsantanrıcılık, toplumsal diyalektiğin dışa vuruşunu anlatan üçleme. Tanrı-evren-insan birliği. Hak-Muhammed-Ali Kamili insanlık yolu, Alevi Bektaşi Yolu.
[11] Bir hadis= “Ben Aliyim Ali benim” Hz. Muhammed’in söylediğine inanlına bir söz.
[12] Yol= Aleviler inançlarına YOL, hak (tanrı) yolu, insanlık yolu derler. “Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır”
[13] 4 kapı= Hünkar Bektaş Velinin kamili insan olma tanrıyla bütünleşme öğretisi. HBV insan yaşam ve düşüncelerini şeriat tarikat marifet hakikat olarak 4 aşamaya ayırırı ve bunları, canlı varlıklara temel olarak hava ateş su ve toprak ile özleştirir. (Bak 6. bölüm)
[14] Edeb= Alevilikte eline diline beline sahip olmak ilkesinin kısaltılmış hali. EDEB Aleviliğin temel etik/ahlak ilkesidir. Yola girecek olan kişi (talip) edebine sahip olacağına dahi cemde söz (ikrar) veriri.
[15] Hak Yol= Tanrı ile bütünleşme yolu, doğruluk, insanlık yolu, 4 kapı 40 makam. Alevi inancı.
[16] Hakka yürüdü= Tanrıya Allaha kavuştu, Alevilerde ölen kişi için kullanılan terim. Alevilikte insan tanrının bir parçası olarak görüldüğü ve tanrı var ve yok olamayacağı için, don değiştirdi, hakka yürüdü denir.
[17] Şeriat= islam dini yasları. Alevi 4 kapı inancında 1.kapı “şeriat kapısı”, 40 makamın ilk 10 makamı, islam şeriatı ile ilgisi yoktur. (bak 6. bölüm)
[18] Halacı Mansur= 922 yıllarında Enel-Hak (ben tanrıyım) dediği için katledilen, Alevi cemlerinde darına durulan, Alevi ulusu.
[19] Hac / Kabe= İslam inancına göre Müslümanların, inanç gereği ömründe bir defa gitmeleri gereken Arabistan (Mekke) şehrinde bulunan kutsal mekan. Aleviler kabemiz insan inancındadırlar, bunun dışında Hacıbektaş dergahı ve başka kutsal mekanları ziyaret ederler.
[20] Aşık= halk ozanı, şair, sevdalı gönlünü halka hakka veren kişi, Alevi cemlerinde deyiş okuyan kişi Zakir.
[21] Yunus Emre= (1238 1320) Ünlü Alevi Bektaşi tasarruf şairi, HVB ye bağlı Tabtuk Emre öğrencisi. Araştırmacılar Yunus ismiyle 2 ayrı şairini olduğunu veya birilerinin Yunus adına Sünni İslam anlayışına yakın şiirler yazdığını belirlemiştir. Fakat Yunusun, “Emre” adını Tabtuk emreden aldığı kesindir.
[22] Gönül kabesi= Alevi inancında insan tanrısal olarak görüldüğü için, insan, sevgi ve kalp kabe tanırının evi olarak görülür. “Eğlenecek yer bulaman, gönlümdeki köşk olmazsa” Veysel
[23] Hak= Alevi-Bektaşi inancında tanrının adı, gerçek, doğru, adalet, toprak vs. anlamına da gelen Hak kelimesi dışında Aleviler tanrı için daha çok, Ya Ali, Şah, Hü, Hüda, Mevla, kamili insan, yardan vs. isimler kullanır.
[24] Allah= İslam inancında Tanrı 99 adından biri, yaradan: Aleviler daha çok HAK, Ya Ali, Şah, Hü, Hüda, Mevla gibi isimleri kullanır.
[25] Şah= Pir, Allah, hz. Ali vs. Alevi uluları için kullanılan deyim. (Şahım Ali, Şah Hüseyin, Şah Hatayi, Ya Şah)
Alevi-Bektaşi inancına talip olan kişinin bilerek ve gönülden inanıp, bir CEMde toplum ve Pir/dede[1] huzurunda dile getirmesi ve patrikte uymaya çalışması gereken bir ikrar-namesi vardır.
Bu kısaca: Hak-Muhammed-Ali- Hünkar Bektaşi Veli kamili insanlık yoluna talip, Elime Dilime Belime sahibim, olsun cemi canlar, şahid-allah..) şeklindedir.
Ayrıca bunun dışında veya bununla beraber bazı bölgelerde, Aleviler ikrar cemi esnasında, İslam’daki kelimeyi şahadete, (Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh)’ benzer bir ikrar nameyi kendi inançlarına uygun olarak şu şekilde söylerler ‘La ilahe illallah Muhammenden Resulullah Aliyen Veliyullah, Veliyen[2] Aliyullah, mürşidi kamiliullah, hakkımızın hayırlısını sen ver Allah Eyvallah’’.[3]
Bugün
inanca mensup birine Alevilik ikrar inancı ne diye sorulduğunda,
öncelikle Eline Diline Beline sahip olmak der. Bu
deyim Alevi ikrar ve inancının temelini oluştururu ve aynı
zamanda Alevilerin uyması gereken en temel etik/ahlaksal
kuraldır.
Pratikte ilk defa Alevi-Bektaşi olmak isteyen bir kişinin ikrarı: Ya kişinin önceden Alevi-Bektaşi olan bir kişiyi kendine rehber seçerek, veya bir Alevi derneğine üye olarak yolun kurallarını öğrendikten sonra: Bir ikrar cemine, rehberi ile 4 kapıya selam vererek girip dede ve canlar önünde (hak meydanında[4]) dara[5] durarak; (evlilerse eşler beraber dara dururlar.) yukarıdaki ikrarı vermesi ve cem sırasında Dede[6] / Ananın[7] verdiği öğüt ve dualarla yürürlüğe girer. Burada talip “Eline, diline, beline” ve “Aşına, işine, eşine” sahip olacağına söz vererek Hak-Muhammed-Ali Yolu’na ikrar vermiş olur. İkrar veren talipler söylenenlere “Eyvallah” diyerek cevap verirler.
Pir/dede talibe, söylediğin bizim sakladığın senin diyerek
Eline diline beline, Aşına eşine işine sahip olması, (edeb) kendine reva görmediğini başkasına uygulamaması, kendini bilip, 72 millet ve tüm canlara, Ehlibeyt[8] ve 12 imamlara[9] sevgi saygı göstermesi ., canlar ve pir huzurunda, 4 kapı 40 makam[10] kamili insan öğretisi üzerine enel-hak olmaya (tanrıyla bütünleşme) çalışıp HAK-Muhammed-Ali-Bektaşi yolunda yürüyeceğine halka hakka HİZMET edeceğine, dair pir/dedenin telkinlerine dinleyip, pirin sözlerine eyvallah demesi ve dedenin bu yol uzun ve zordur şimdi ikrar verip yarın döneceksen hiç söz verme, hadi git demesine rağmen, yukarıdaki ikrarını yenileyip yola girmekte ısrar etmesi üzerine, dede ve ceme katılan canların kişinin yola girmesini eyvallah diyerek onay vermesi kişinin dedenin verdiği öğütlere eyvallah demesi ile kişi Alevi Bektaşi inancına girmiş olur..
Dede
ikrar sırasında talibe şu veya benzeri öğütleri verir: “Yolunu
bir bil. Rehberini peder bil. Mürşidini[11],
pirin varisi bil. Yalan söyleme. Haram[12]
yeme, gıybet etme, arkadan dedi-kodu yapma. Şehvetperest olma.
Eline diline beline sahip ol. Kin ve kibir tutma. Kimseye haset
etme. Garaz, buğuz, inat etme. Gördüğünü ört görmediğini
söyleme. Elinle koymadığını alma. Elinin ermediği yere el
uzatma. Sözünün geçmediği yere söz söyleme. İbretle bak, hilm
(yumuşaklık) ile söyle. Küçüğüne izzet, büyüğüne hürmet ve
hizmet eyle. Oniki İmamı, Ondört Masum’u[13]
bir nur bil. Bunları hak olarak tanı. Her yerde ve kendi özünde
Hakkı hazır bil. Erenlerin[14]
sırlarına eriş. Gerçek rehber[15]
Muhammed Mustafa’yı, gerçek mürşid Ali-el-Murteza’yı bil. Özünü
bu yolda böylece tut. Evveli Hu, ahiri Hu...”
Daha sonra Dede şöyle dua ederek ikrar ayinini bitirir: “...İkrarınız kadim ola, yüzünüz ak ola. İşiniz sağ ola. Muhammed-Ali yardımcınız, gözcünüz, bekçiniz ola. Bu ahidden bu peymandan (sözden) dönmeyesiniz. Biribirinize muhabbetiniz[16] daim ola. Muhammed-Ali yoluna inancınız ziyade ola. Pirinizin, rehberinizin yoluna canınız feda ola. Mümin kardeşlerinize riayetiniz çok ola. Başınız devletli ola. Ağzınız tatlı kala. Haramdan, zinadan, yalandan, kinden, kibirden, kahkahadan beri olasınız. Sağlıklı, mutlu olasınız. Malınız arta, Hakka yaraya. Üçler[17], Beşler[18], Kırklar[19], Yediler[20], Erenler, evliyalar, aşıklar, sadıklar, ayıklar, uyanıklar, Nesimi, Hatayi Sultan, Kızıl Deli, pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli bu ahidde, bu demanda ber-karar eyleye. Gerçeğin demine[21] hü[22] mümine ya Ali...”
Sonuç olarak günümüzde kendini Alevi-Bektaşiliğin evrensel felsefesine yakın gören herkes Alevi-Bektaşi olabilmektedir. Aleviliğin insan sevgisi temeline dayalı inanç ve kültür anlayışı dünyanın değişik toplumlarından insanların ilgisini çekmekte ve kendilerini Alevi-Bektaşi olarak hisseden pek çok insan bulunmaktadır.
Talibin bir defa sözle ikrar vermesi yeterli değildir. Alevilik yoluna sonradan giren veya Alevi ana babadan doğup bu kültürle yetişen Canlar normalde yılda en az bir defa görgü cemine[23] girip görülmeleri, özünü dara çekip, ikrarlarını yenilemeleri gerekir. Bu ikrar topluca olabilir.
[1] Pir= Alevi inanç önderi, hacı hoca, usta üstat, uzman, yaşlı bilgili önder anlamındadır. Alevilikte Cem yürüte kişi Dede veya Ana için kullanılan ortak terim. Pir Hünkar Bektaş Veli “serçeşme=suyun başı” en büyük pir olarak kabul edilir. Pir Sultan Abdal. (Bir geldi Pir geldi, Adam işinin piri / ustası)
[2] Veli= önder, lider, bilgin yol gösterisi, rehber, ulu kişi, Pir, mürşit, kamili insan.
[3] Eyvallah= öyledir, kabul ettim, doğrudur, Alevilikte “amin” anlamında, ve selamlaşmalarda kullanılan terim.
[4] Hak Meydan=Tanrı, gerçek, adalet hak eşitlik sorgu görgü meydanı, CEM de halkanın ortası.
[5] Dar= Darağacı, zor kötü gün görmek, darı Mansur cem meydanı, özünü dara çekmek özeleştiri, mahkeme edilmek, yola bağlanmak, Alevilikte Mansur, Nesim,, Fatmaana, Hüseyin, Fazlı 5 çeşit dara durma/oturma şekli vardır. Bu dara duruş çeşitleri sembolik olarak O uluların eylem ve katledilmelerini simgeler.
[6] Dede= Baba, Alevi-Bektaşilikte Cemi yürüten taliplerin bağlı olduğu inansal lider, Pir (imam).
[7] Ana= Bacı Alevi-Bektaşilikte Cemi yürüten taliplerin bağlı olduğu inansal bayan lider, Pir ana /bacı. Veya dedenin eşi.
[8] Ehlibeyt= Ev-halkı, anlamına gelen ‘Ehlibeyt’ kelimesi Kuranda da geçer: Sizden Ehlibeytime sevgiden başka bir şey istemiyorum’’ Alevi Bektaşiler de Ehlibeyt, Hz. Muhammed Ali, Fatma, Hasan, Hüseyin (5’i için) kullanılan ortak isimdir. Genelde buna 12 imamlar da dahil edilir. (bak 14. bölüm)
[9] 12 imamlar= Hz. Muhammed ten sonra, halife olarak kabul edilen ve Hz. Ali soyundan gelen 12 ulu. (bak 14 bölüm)
[10] 4 kapı 40 makam= Alevi bektaşi inancının temel ahlak kurallarını tanrı ile bütünleşme kamili insan olma ilkelerini içeren Hünkar Bektaş Veli tarafından konulan ilkler, Alevi öğretisi. (bak 6. bölüm)
[11] Mürşid-t = Kılavuz uyarıcı, Pirlerin dedeleri dervişleri yönlendiren onların bağlı olduğu üst düzeyde sözü yasa niteliğinde inanç önderi, lider. (Rehberim Muhammed, Mürşidim Ali)
[12] Haram= Bir inancın doğru bulmadığı kurallar, haksız kazanç, başkasının hakkını yemek vs.
[13] 14 masum= Küçük yaşta çeşitli iktidarlarca katledilen 12 imam çocukları. 14 masumu paklar.
[14] Erenler= yol erleri, hakki taka ermiş olgun bilgin halk hak dostları, yol erleri dervişler (Aleviler için kullanılan genel isim) Hü erenler (merhaba erenler) Anadolu erenleri, Türkiye’de ki ulu alevi önderleri, HBV.
[15] Rehber = yol gösterici, kılavuz önder.
[16] Muhabbet= Bilim sevgi hakka halka bağlılık, konuşmak değerlendirmek, ders çıkarmak öğrenmek, diyalog içinde olmak, cem tutmak, bilgi görgü paylaşmak, bilinçlenmek, hoş vakit geçirmek.
[17] Üçler= Hak-Muhammed-Ali, Tanrı evren insan, madenler, bitkiler hayvanlar, el dil bel.
60 Beşler= Muhammed Ali Fatma Hasan Hüseyin, hava ateş su toprak ve can. 5 taş Bektaş.
[19] 40’lar= Hz. Alinin yönettiğine inanılan ve yarı yarıya 40 kadın erkeğin katıldığı 40’lar cemi, ulu topluluk. Hacıbektaş’ta bulunan 40 dallı mumluk, 40 makam, vs. (Bak 12 ve 6. bölüm)
[20] 7 yediler= 7 kayıp ermiş erenler. 7 ulu ozan= Nesimi, Fuzuli, Pırsultan, Hatai, Yemeni Varanı, Kul Hikmet. 7 Burç (kale)= Bilim, cömertlik, sabır, marifet, perhiz, korku, edep. 7 Renk Fatma Ana kuşağı= Siyah, beyaz, kırmızı, mavi, yeşil, sar, mor. 7 gün, vs.
[21] Dem= kamili bilgin olgun insan olma durumu, an zaman, denge, hoş olma anı, içki şarap dolu cem. Dem almak, görmek sunmak.
[22] Hü= Tanrı anlamında kullanılan ibadet/zikir sözcüğü. Tanrı Allah. Hü çeken Bektaşi dervişleri. Hüda kendi gelen doğru olan doğru yola giren giden.
[23] Görgü, cemi= Görünme ikrar tazeleme için yapılan yıllık cem. Kendi özünü dara çekmek aklanmak. Görgü cemi, darı, erkanı, kurbanı, görgüden geçmek ruhsal toplumsal aklanmak temizlenmek vs.
Aleviliğin
en temel etik, ahlaki kuralları: Kısaca eline diline beline ve
aşına işine eşine sahip olmaktır.
Alevilerin
yaşamları boyunca uymak zorunda oldukları ahlak kuralları
bulunmaktadır. Bu kurallar evrensel insani, ahlaki ilkelerle de
uyum halindedir.
Dedenin ve toplumun önünde uymaya söz verdiği bu
kuralları çiğneyen, yani ikrarında durmayan kişiler, Alevilikte
düşkün olarak adlandırılırlar.
Düşkünler[1],
Dedeler veya yaşlı kişilerce güzel bir dille uyarılarak, iyiliğe
ve doğruluğa yönlendirilirler. Aleviliğin ahlak esasları edepli
olmak, insan-ı kamil olmak üzerine kurulmuştur. Edepten maksat
bir kişinin “Eline, diline, beline sahip olması”dır.
Eline sahip olmak: Elle koymadığını alma (hırsızlık yapma), elini kendinden güçsüze kaldırma, ellerin iyiliğe hizmet etsin, el al el ver, el emeği, alın teri, el ele el hakka[2], gibi anlamları içeriri. Her fenalık insanoğlunun elinden geldiğine göre, el’e sahip olmak koşulunun ne kadar önemli olduğu anlaşılır.
Diline sahip olmak: Görüp duyup bilmediğini (yalan) söyleme, bildiğini ehlinden esirgeme, tatlı dilli muhabbetli ol gibi birçok anlamları içeriri. Dil de el kadar önemlidir. İnsan diliyle başkalarının gönlünü kırabilmekte ve yalan söyleyebilmektedir. Dile sahip olmak da bu açıdan çok önemlidir.
Beline sahip olmak: Egoist bencil duygulara hakim ol, her türlü ilişkin gönül rızası ve sevgiye dayansın, her önüne gelene eğilme gibi anlamlar içeriri ve Bel’e sahip olmak ise insanın hayvani duygularının önüne geçerek alıkoyar.
Alevi-Bektaşiler, Dedelerden, ibadetler sırasında “Eline, diline, beline sahip ol, elinle koymadığını alma, kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma, kötü söz söyleme, haram yeme, büyüklerini say, küçüklerini sev...” gibi öğütleri sürekli alır ve bunları Alevi-Bektaşi yolunun ahlaki esasları olarak benimser. Bu yolda herkes can[3], kardeştir. Eşitlik vardır. Allah’ın gerçek evi olan gönül kırılmaz ve oraya en küçük bir kuşku girmez. İnsanı sevmek esastır. Din, dil, ırk ayrımı yapılmaz ve bu “ 72 Yetmiş iki milleti bir görmek” [4]deyişi ile ifade edilir. Cömertlik, konukseverlik, yardımseverlik, gönül kırmamak, cesaret, sabır, terbiye, ayıpları görmemek, doğruluktan ayrılmamak gibi unsurlar, Alevi ahlak sisteminin diğer önemli unsurlarındandır.
[1] Düşkün= yol/inanç kurallarına aykırı davranan kişi. Yol düşkünü= Alevi inancında kasten cana (hakka) kıya ömür boyu yol dükünü sayılır. Diğer suçlar hatalar belirli bedelle af edilir, (dükün kaldırmak). Düşkün edilmek, cemde yapılan sorgu görgüde suçlu bulunmak ceza almak.
[2] El ele el hakka= El tanrı gücünü simgeleyen organ, 5 unsur hava ateş su toprak can. Pire ikrar vermek hakka tanrıya ikrar vermek. El almak vermek tutmak, bilim örenmek dağıtmak, yola bağlanmak, hizmet etmek.
[3] Can= canlı yaşayan, Alevi cemlerinde ve genelde Aleviler birbirine Can /canlar diye hitap eder, cemde her can eştir. Ali can, Veli can. (Alevilikte her can tanrının bölünmez bir parçası sayılır)
[4] 72 yetmiş iki millet bir görmek= Tüm insanları milletleri bir aynı gözle ayırdım yapmadan eşit görmek (HBV’ninin sözü). Önce Türküm Kürdüm vs. demeden önce insanım diyebilmek.18 bin alem, 72 millet, tanrının 72 ismi, vs. 72 sayısının Alevilikte felsefi sembolik birçok anlamları vardır.
Aleviliğin
ahlak felsefesi özet olarak “Dört Kapı Kırk Makam” da toplanmıştır ve
Alevi-Bektaşiliğin etik kurallarının esaslarını oluşturur. Dört Kapı ve
bu kapıların onar makamı aşama aşama insanı kendisine, ailesine ve
topluma yararlı olgun insan durumuna yükseltmektedir. Alevi-Bektaşi
felsefesindeki anlamı üzerinde değişik yorumlar yapılmaktadır. Onun
içeriği yani aşamalarının anlamı hiç şüphesiz Sufiliğin mistik ve
gizemli havasını taşımakta olup, o yolu benimseyenlerin özel anlamlarına
sahiptir. Anadolu’daki Alevilerin ser-çeşmesi[1]
Hacı Bektaş Veli’ye göre insan Tanrı’ya belli aşamalardan yani dört kapı
ve bunların kırk makamından geçerek ulaşır. Dört Kapı’nın Hak yolunda
yürüyen bir insanın yaşamında geçirdiği manevi aşamalar olduğunu kabul
edenler de vardır.
Buna göre 1. kapı Şeriat[2], (yasa) kendi öz benliğini kötülükten arıtmayan, gelişmemiş olgunlaşmamış insanın, din kuralları ve yasalar zoruyla eğitilmesi, kişilere ve topluma zarar verecek hareketlerine meydan verilmemesidir. Yel ehli hava ile özleştirilmiştir. 2. Kapı Tarikat,[3] (yol) insanın kendi istek ve iradesiyle, hiçbir dış zorlama olmadan her türlü kötülüğü benliğinden kovabilmesi, elinden gelebilecek tüm iyilikleri hiç kimseden esirgememesi devresidir. Od/Ateş Alev ehli ateş ile özleştirilmiştir. 3. Kapı Marifet[4], (marifet beceri) duygu ve ilimde en yüce düzeye ulaşmak, tanrısal sırlara erişmektir. Su ehli, su ile özleştirilmiştir. 4. Kapı Hakikat[5], (gerçek, tanrı) Hakk’ı görmek, zaman ve mekan içinde tanrısal alemin gücü içinde erimektir. Turap/Toprak ehli toprakla özleştirilmiştir.
Şeriat, anadan doğmak; Tarikat, ikrar vermek; Marifet nefsini bilmek; Hakikat, Hakk’ı özünde bulmak yollarıdır biçiminde anlatanlara da rastlanır. Diğer bazı yazarlar Şeriat, Hz. Muhammed dönemi; Tarikat, Hz. Ali ve Hacı Bektaş Veli dönemleri; Marifet, bilimin ve fennin geliştiği yeni çağ; Hakikat ise insanlığın mutluluğa ve kesin barışa ulaşacağı dönemdir diye güncel bir açıklama getirirler.
Dört Kapı, normal bir insanın başlangıçta ham olan ruhunun ve benliğinin dört aşamadan geçerek ergin hale gelmesi, ilahi sırra ulaşmasını da ifade etmektedir. Deyişlerde de sık sık söz edilen Dört Kapı Kırk Makam’la ilgili olarak ünlü Alevi Ozanı Şah Hatayi[6] şöyle demektedir:
Ela gözlü pirim geldi
Duyan gelsin işte meydan[7]
Dört Kapı’yı Kırk Makamı
Bilen gelsin işte meydan
Geleneksel Alevi yaşantısında sosyal adalet ve dayanışma oldukça gelişmiş durumdaydı. Varlıklı kişilerin yoksullarla dayanışmaları ve onlara yardım etmeleri Alevi yolunun gereklerindendi. Ayrıca Alevi öğretisi kişiye, bütün insanları bir görmeyi, hiç kimseyi dilinden, dininden, ırkından dolayı ayırt etmemek herkese ve her şeye aynı gözle, Hak nazarıyla bakmak gibi evrensel ve hümanisttik bir yapı kazandırır. (Bak şema 40 kapı 40 makam)
|
4 kapı, 40 makam “Her kim ki şeriatın on makamından birisini dahi yerine getirememişse Tarikat makamına, Tarikatın on makamından birisi dahi eksik olsa Marifet makamına , Marifetin on makamından birisi dahi eksik olsa, Hakikat makamına eremez. Ol kişi dört kapı kırk makamı eksiksiz olarak yerine getirirse ancak sırrı Hakikat’a ulaşır”. HÜNKAR BEKTAŞ VELİ |
|||
|
4 kapı |
|||
| ŞERİAT | TARİKAT | MARİFET | HAKİKAT |
|
Yeldir Doğmak Denizdir Kulluktur Kemiktir İşitmektir Lambadır Kapıdır İlk okulu bitirmek Muhammed Ali devri Ağacın kökü Zebur İsa Şekeri duymaktır Denize varmak sonbahar Doğu |
Ateştir İkrar vermek Gemidir Bilmektir Ettir Görmektir Fitildir Eşiktir Orta okul bitirmek H.B.V dönemi Dalları Tevrat Musa Görmek/tutmaktır
| ||