Sivas olayları - 2. temmuz 1993
Yandık avazlarda, kavrulduk halkım.....
Varıp Pir
Sultanı, analım dedik
Aşkın dolusuna, kanalım dedik
Meydanda bir semah, dönelim dedikm
Kahpe tuzakl
arda, vurulduk
halkım..
Salyalı ağızlar, kirli yürekler
Elde ateş, dilde Allahu-Ekber
İnsan yakmak için, olmuş seferber
İsli dumanlara, savrulduk halkım
Hasret
Gültekin´im, Serkan Doğan´ım
Huriyem, Yesim´im, özbe öz Özkan´ım
İki Metin
ölüm, Sait, Handan´ım
Hep birlikte yan, yana serildik halkım
Yüzbin yobaz, bir
Akarsu eder mi?
Öldürülen, bu kaçıncı Nesimi,
Özlem, Nurcan, Serpil, Belkıs Gülsüm´ü
Verdik, birer birer, kırıldık halkım
Metin, Asaf,
Behçet, Asım Bezirci,
Menekşe, Sehergül, Gülender, İnci,
Asuman, Yasemin, Erdal Ayrancı,
Et kemik bir yerde, derildik halkım
Yandı özyurdun
da, Özyurt Ahmet´im
Kaynar ateşlerde Uğur Mehmet´ım
Güpe gündüz ışıktı, Gündüz Murat´ım
Cem olduk güneşe, verildik halkım
Koray Kaya´m,
onbirinde dal fidan
Ahmet Öztürk ile adaşı alan
Din için yakıldık 33 can
Kara topraklara, karıldık halkım
Madımak´ta yanan 33 can
Artık her birisi bir Pir Sultan
Hızır´in dölleri yazsın bin ferman
Gönüller içinde yer aldık halkım
Muhlis´ine muhip
olan, Muhibe´m
Sulariden arda kalan Edibe´em
Cümlesi insana derki, Kâbem
Kanlı kefenlere sarıldık halkım
Karinna Cuanna, Hollanda´lı can
Yanında Muammer Hakan ve Kenan
Bin beterdi Sivas, Ol Kerbeladan
Hüseyin´ce ölüp dirildik halkım
Kızılgülüm,
söz düşürse dilime
Mızrabım isyankâr, vurur telime
Bir gün olup hesap sorsam zalime
Yobazlar elinden zar olduk halkım....
|
1 NESİMİ ÇİMENSaimbey, Safsakalı köyü (Sarız 1926) 1931
O halkımızın dili, O 3 telli Curanın Piri.
İstanbul,
Almanya, Fransa, İsveç
O da bir
gurbetçi idi.
O yemyeşil
bir bahar Çimeni,
Bire
yobaz, bu yolda verdiğimiz,
bu kaçıncı
Nesimi.
İnsan olan
insan barıştan yana
Ancak zalim
olan kıyar insana
Barış aşkı
yayılmalı cihana
Barış
güvercini uçsun dünyada
Gel ey
Nesimi sen, senden sor seni
Sakın ham
hor görme asla bir canı,
İnsanları
sev sen, eyle secdeni
Mukaddes bir
varlıktır, hakkın kendisi, ........Nesim´ler... ölür, ölür dirilir...
|
![]() 2 ASIM BEZİRCİ : Erzincan 1927
67 yılık hayatında 70 kitapla, O sosyalizmin, edebiyatın şiirin,
halkın
O Özgürlük,
insanlık, barış,
O bir
başkaldırı abidesi idi,
özü sözü
zülfü kâr olanlardan.
O bir
eleştirmendi, çünkü eleştirmeden
daha iyiye
güzele doğruya gidilemezdi.
Toprağa gül
dikenleri, güle dil verenleri,
O halk
ozanlarımızı ölümsüzleştirdi.
Bir insan
olarak her türlü güzelliği koruma
sorumluluğunu taşıyorum.
Herkes te
öyle davranmalı, diyordu.
Ankara'dan
öteye Siva´a gidip,
Ucunda ölüm
olsa bile, gençlere moral vermeyi tercih etmişti. |
|
3 METİN
ALTIOK : Bergama1941.
O bir
filozof, O bir şairdi,
Olacağı
görür gibi, yıllar önce,
yakılması
gereken biriyim diye
yazmıştı.
Gördüm
yaşarken vadesiz
Ördüm de
ilmek ilmek
Sırtıma
giyemedim ömrümü
Madımakta
girdiği komadan,
8 Temmuz 93
te ayrıldı aramızdan.
Sivas sana
verdik senden isteriz. Canlı verdik, canlı isteriz.
|
![]()
4 MUHLİS
AKARSU: Sivas Kangal 1948.
Çocuk yaşta
tanıştı telli kuranla, Cemlerde zakirlik yaparak. 70´li yıllarda
Kula kulluk
yakışır mı diyerek, Akarsular gibi aktı
sahnelerde, gönüllerde,
ve
kavgalarda...
İnsan haktır
hak insandır biliriz
Gönüllerde
açar bizim gülümüz
Akars´yum
bacı kardeş hepimiz
Demokrasi
nerede ise ordayız..
İnsan hakkı
nerede ise ordayız..
Sivas
etkinliklerinden sonra çıkaracağı kasetinin adını.
Sivas
ellerinde ömrüm çalınır, koymuştu.
Ve EVLiYA
denildi ardında.
Akarsu'yum
yansam da
Kül olup
savrulsam da
Bazı bazı
gülsem de
Yine gönlüm
hoş değil.
Dilim dönmez
nedir gâvur müslüman
Duman ateş
demek ateş duman
Enel-Hak
bağına girdiğim zaman
İster asıp
ister yüzsünler beni İster YAKIP ister yüzsünler beni |
|
5 MUHİBE
AKARSU : Kangal 1958
Muhibe
Leyla Çiftlik 1971 yılında Muhlis Akarsu ile evlendi.
Acı tatlı
yaşamı, aşkı ve
ölümü
beraber paylaştılar.
Akarsuyum
böylesiydi ahtımız,
işte
geldik gidiyoruz dediler,,,
Pınar, Çınar
ve Damla adlarında 3 kız, 3 gonca gül,
hatıra
Onları yaşatmak borç olsun bize.
|
![]()
6 BEHÇET
AYSAN : Ankara 1949
O Atomla
savaşan bir doktor ve şairdi,
Nükleer
Savaşın önlenmesi için hekimler
derneğinde,
Ankara Tabipler odası,
Sağlık-iş
sendikasında ve Edebiyatçılar
derneğinde
yöneticilik yaptı. Bir çok şiir
ve 1986
Abdi İpekçi Barış ve Dostluk ödlü aldı.
70´li
yılarda 141-142´ye muhalefetten, girdi
çıktı demir
parmaklıklar ardına,
Ve O bir
doktordu can kurtarmak için,
Madımakta
elinde bir demir çubukla,
barikatın
ardında ölümsüzlüğü kucakladı.
..Beyaz bir
gemidir ölüm, siyah denizlerin hep
çağırdığı
batık bir gemi, sönmüş yıldızlar gibi
yitik
adreslere benzer ölüm, yanık otlar gibi sen bu şiiri okurken ben, belki başka bir şehirde ölürüm... |
|
7 EDİBE
SULARİ : Erzincan 1953
Davut
Sulari´nin yadigârı,
İsveç'ten
koşup gelmişti
O zaten
babasının
yoldan, hiç
ayrılmadı.
Aşkıyla
Perişan Davut Sulari
Muhabbeti
baldır kendisi arı
Hz. Ali´nin
sır Zülfükarı
İnkarın
boynuna vuralım hele
Bu alemi
yobazlardan
kurtarmak,
boynumuzun borcu olsun.
|
![]()
8 UGUR
KAYNAR : Zara 1956
Militan bir şair ve yazarı idi.
Yalnızlığı,
sevgisi ve için için
kaynaması,
belki de 12 eylül
döneminde,
2 yıl mesken tuttuğu
Mamak
mahpushanesinden
kalıyordu.
İlk kitabı:
Çiçekler halaya durdu
oldu.
......Ve cesedini bir torbada
getirdiler.
Deri çantası peşinden
geldi, bir
peçeteye son şiirini
yazmıştı.
Öldüğümde
doğduğum yere
gidiyorum.
Yıllarca süren bir hasret
ve
bilinmezliği
İşte böylesine yeniyorum... |
|
9 ASAF
KOÇAK: Yerköy 1957
O, yok
devenin kuşu
Cop
Cumhuriyeti nin çizeri idi..
mesele,
dönüşebilmek, değişebilmek,
mesele
aynanın karşısına geçip
kendine
ATEŞ-edebilmeyi becermektir...
Sakallarımdan başka her şey
takma protez
diyor
ve son
dakikalarında,
isyan borusu
çalar gibi,
Madımak
koridorlarında, ölüme mızıka çalıyordu.
|
![]()
10 ERDAL
AYRANCI : Niğde 1958.
Bir çok projeye girişti, en son olarak
Anadolu
ipek yollarını filme almayı
düşünüyordu. Pir Sultan etkinliklerini
filme almak için Sivas´a geldi.
bilir belki de 12 eylül döneminde 81´de
Mamak ceza evinde
yazdığı şiiri geçti aklından.
.. Eğer bir
gün sevgilim, son verecekse
hayatıma b
ir ses, (lânet olası kara bir ses) İsterim, durmasın patlasın anlam bulacaksa
kulaklarda.
Yalınız...
düşerse
kanımın bir damlası yere
Bilsinler
ki, orada kırmızı yediveren gülleri açacak
Ve bülbüller
ağıt yakacak ölüme
Korksunlar
korksunlar artık
Korksunlar
ALEV çemberinde ki akrep gibi.. Çünkü ölümleri, Gül dikenlerinde olacak. |
|
11
SEHERGÜL ATEŞ
: Ankara 1963
Sehergül için babası; Biz onunla baba kız değildik. O hem sırdaşım, hem yoldaşım, hem dayanağım ve gücümdü diyor, eski Halkçı Parti, millet vekili,
Musa Ateş.
ve çok azimli ve hırslı, elini attığı her şeyi koparıyor, .
Eğer saz çalmayı öğrenmeden ölürsem, mezarımı tekmeleyin. diyor ve Sivas öncesi Musa Eroğlu´ndan
saz çalmayı
öğreniyor.
Sivas´a gidebilmek için babasından izin alma imkânı olmamıştı. Kardeşi Ali´ye borçlu olduklarının listesini
verirken
ben ölürsem siz ödersinizdiyor.
Yaşamını güzelleştirmeyi bilen, yarınlarına umutla bakan, yüreği sevgi dolu bir genç kızdı Sehergül ATEŞ.
|
![]() 12 HASRET GÜLTEKİN : Koçgiri 01.05.1971
Müzisyen, müzik yönetmeni, araştırmacı şair olan
Hasret´e
üstüne basa
basa, Koçgiriliyim, Kürdüm derdi.
Gecelerde
konserlerde bağlamasından bal akıtır,
Anadolu
aydınlanmasına ışık tutandı.
Bir çok
ustanın kasetlerine müzik yönetmenliği yaptı. Her ne ararsan kendinde ara..
felsefesinden yola çıkarak,
N ararsak
Anadolu´da bulacağız diyordu.
O Anadolu
Mozaiğinin unutulmaz bir ismi oldu.
Yobazları
hiç mi hiç sevmezdi. HASRET`lere kıyanları sizde sevmeyin... |
|
13 MUAMMER ÇİÇEK Tokat,
Zile 1967
Gönlünü İnciye öfkesini fırtanaya kaptıran çocuk.
Ve bir
tiyatro yazdı ..inadına yaşamak..
Bizde Seni
inadına yaşatacağız. Okul bitirme projesi olarak, mühendis Muammer;
1992 de
Sivasın vaziyet plânlını yapıyor.
1 temmuz 93
te, Muammer Çiçek şiir yazıyor.
...Soğuk
ölümün, acımasız pencereleri
geziniyor
üzerimde
kıyıya
vurmuş, baygın bir balık gibi
ayılıp
çırpınmaya başlıyorum
Korkuyorum
beni kavuracağından güneşin.
çırpınıyorum ATEŞ
kumlarda yaşamak için ulaşmak istiyorum delice, suya,
nefesime ve
kendime.
Ve ı temmuz
93 te Sivasın vaziyet plânı,
Yobazların
etki alanı oludu.
Fakat yarınlar Çiçeklerin olacak.
|
![]()
14 İNCİ
TÜRK ; Balıkesir 1971
İnci Muammerle sevdalı, Pir Sultan Abdal
tiyatro
topluluğunun teknik kadrosunda çalışyor.
Gazi
Üniversitesi Eczacılık fakültesi mezunu.
Kendi
yazdığı bir şiiri:
...Yaşamak
istiyorum, ama kendimce,
Neden yaşama
karşı, bu kadar acımasızlar,
Neden
özgürlüğü böyle kısıtlıyorlar..
Ve o kara günden sonra, annesi Neda Türk:,
rüyasında
görüyor İnciyi:
..Biz kendi
kitabımızı kendimiz yazmaya geldik..
Onlar eşsiz
Kuranı, İNCİ gibi düzdüler.
Okunacak en
büyük kitap insandır... dediler.
Bizde arrtık sadece insan okuyacağız. |
|
15
GÜLENDER AKÇA : Sivas Divrigi 1970
Kardeşçe insanca yaşamak için mücadele etti.
Divrigli
Kültür ve Yardımlaşma derneğinde. İşçi ve sendikacı babası, ve dernek yöneticisi
kardeşinin
izinden gitti. Kadınları örgütlüyor, folklör oynuyor, arkadaşları ile Anadolu semah araştırma
topluluğunu
(ASATı) kurudu.
Ve kardeşi
Vedat Akça :
...Yitirdiklerimizin ardından
ağlamak,........anlık tepkilerle yollara
çıkmak çözüm
değil.
Toplumun,
kitle örgütlerinin,
demokratların, cenazelerin kalktığı
günkü havayı sürekli kılmaları
gerekiyor...
Onlar ölmedi, ALEVe güldüler..
|
![]()
16
MEHMET ATAY : Divrigi 1968
Şahanım, şahdamarım yangın yüreklim.
12 yaşında
babasını, ı0 yaşında annesini yitiriyor.
Orta okulda
iken annesinin çeyiz sandığını bozup,
içinde
güvecin besliyor.
Gazi
Üniversitesi Maliye Yüksek okulunu bitirmesine rağmen,
O mutluluğun
resmini arayan, bir fotoğrafçı oluyor.
O özgürlüğün fotoğrafını çekiyordu, ve de
en çok
sevdiği çocukların resmini.
Fig iken...
biçtiler ekinimizi.... Kalbimizde taşıyacağız resminizi... |
|
17 SAİT
METİN : Divriği 1970
...Uzundu usuldu dedemin boyu.. Sait Metin, Grup Güne Umuttaö
saz çalıp
türkü söylüyor.
Su gibi içiyordu eline geçen kitapları. ..Umut belki de gelecek sayfadadır...
kapatma
kitabı...
Pir Sultan tiyatrosunda Pir Sultan Abdalı canlandırıyordu. Aynı tiyatroda Pir Sultanın eşi Ballıha nı canlandıran
Yeşim
Özkanla hayatlarını birleştirmeye söz vermişlerdi. Sait- Pir Sultan/ Yeşim- Balcan olmuştu. Keremle Aslı,
Ferhatla
şirin gibi. Sait annesine: ..Anne delimisin sen,
Ben
aradığımı buldum... diyordu. Baba Mehmet Metin: Devlete çok güvendik.
Bizi ve
çocuklarımızı bu kör güven yaktı, diyor.
Tarih
sizleri hep anacak, halkımız sizleri kalbine kazıyacak. - Ve halkımız sizden başka hiç bir şeye bel- bağlamayacak.
|
![]()
18
YEŞİM ÖZKAN : Ankara 1973
Ballıhan, erenlerinin bal çiçeği.
O Pir
Sultana, Sultan ona aşıktı.
Hacettepe Üniversitesi Sosyal hizmetler okuluna gidiyor, Çocukken sakin ve durgun olan Yeşim gençliğinde bahar gibi yeşeriyor, artık sözüne söz yetişemiyor,
enerjisini
tiyatroya veriyor.
Pir Sultan
oyununda görev alıyor.
Biz Sivasın yobazlara teslim olduğunu bilseydik
gönderirimiydik çocuklarımızı diyor. Babası Hikmet Özkan: Sivas kıyımından sonra, din konusunda fikirleri netleşiyor.
..Allah insanlarda vardır. İnsan sevgisinden daha büyük bir sevgi yoktur. İnsanları sömürmek için dinler kullanılmaktadır. Bu sömürüye en uygun olan din de Müslümancıktır.
Ben camiden
nefret ettiğim kadar hiç bir şeyden nefret etmiyorum.
Cuma
namazından, camiden çıkıp, katlettiler çocuklarımızı. Hiç mi insan/Allah sevgisi yok bu yobazlarda?. Yok olasıcalar da... |
|
19
HURİYE ÖZKAN : Ankara 1971
..Havanın
yüzünde semah dönerken...
Arkadaşı İnci Türkle beraber Gazi Üniversitesi
Eczacılık
bölümünü bitiriyorlar.
Pir Sultan
Abdal Derneğinin çalışmalarına katılıyorlar. Kardeşi Yeşimle beraber semah ekibine giriyor, Alevi kültürüne bağlı üretme ve paylaşma bilincine
ermiş iki
çağdaş genç kız.
Pir Sultan tiyatrosunda anlatıcı ozan rolünü alıyor
Huriye
Özkan.
Ve Baba Hikmetin, 33 canı gibi, iki yavrusunu da alıyor, Sivas-bela.
|
![]()
20
CARİNA JOHANNA: Hollanda 1970
Carina, üniversite öğrencisi, Türkiyeye kadın ve
Alevi
kültürünü araştırmaya geliyor. Ankarada camiden/ kuran kursunda çıkan çocukları görüyor. Çocukların üst tarafı kapalı,
altlarında
bir er şort var.
Bu çocukların üst kısmı müslüman, alt kısmı ne,
diye
soruyor.?
Arkadaşları Sultan, Yasemin ve Asuman Sivri,, Carinayı Sivasa gitmekten vazgeçirmeye çalışıyorlar. Sivasta su bulamazsın, aç susuz kalırsın,
kalacak yer
bulamazsın diyorlar.
Carına, siz ne yerseniz bende onu yerim, siz ne içerseniz bende onu içerim ,
nerede
kalırsanız bende orada kalırım diyor.
Ve verdiği sözde duruyor,,,, kara dumanları onlarla beraber yudumluyor. |
|
21
GÜLSÜN KARABABA : Divrig 1971
Bir
kızımız olsun adı da, Gülsün.
Etkinliklere Divrigi Kültür Derneği kanadından katılan
4
kızdan
biriydi, Gülsün.
Bakkala pazara çıkmayan kız, Sivasa gitti.
Sivas soğuk
olur kalın giyin dediler. Oysa ki, yangın yeri olacakmış Sivas,
bilemezdi...bilemezdi...
Günlük defterine: Kendi kilidimi açacağım,
kendimi
aşacağım, sıradan biri olmayacağım diye yazıyor, ve hayat felsefem: ..Yarın yanağından gayrı her şey ortak...
diye devam
ediyor.
Onlar her
şeyi aştı, arşa ulaştı, Tarihe yeni bir sayfa açtı...
|
![]()
22
MURAT GÜNDÜZ : Ankara 1971
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.
Bu Hasret
bizim..
En
güzelleri en iyileri yitirdik Sivasta.
Murat, Pir Sultan gençlik kollarında görev alıyor, semahçı, kız kardeşi Birsenle beraber gidiyorlar Sivasa.
Kara dumanlar içinden kardeşi Birseni çıkarıyor. Diğerleri Madımak cehenneminden çıkarmaya gidiyor..
Murat.
Birsem, Ruhi
Sunun, şu dizeleri ile anlatıyor Muratı:
Ne Mutlu biz
insan olmuşuz
İnsan
sevgisini gerçek bilmişiz
İnsanın
dalında açıp gülmüşüz
Muhabbet
insana, cana muhabbet
Söz.. söz
veriyorum; Beni yaşarken görenler, seni yaşarken görecekler. |
|
23
AHMET ÖZYURT Şarkışla / Ankara 1972
Kendimi bir atom bombası ve bir kuzu gibi
hissediyorum diyordu Ahmet.
Ahmette semahçı idi. Üniversiteye girmeye hazırlanıyor,
En çok
sevdiği iki eylem,, okumak ve spor yapmaktı.
Günlük defteri güzel sözler kitabı gibi. .... Sorunlardan kaçmamak tam tersine üzerlerine gitmek gerek. Evet düşünmek gerek Her kitap okunmalı,
onlardan bir
şeyler kapılmalıdır.... diyor Ahmet. ...Gerçekten mutlu kişi gerçekten içinde bir iyilik hisseden kişidir, önemli olan
insanlık
adına bir şeyler yapmaktır. Diyor, Ahmet Özyurt.
İbadeti cuma
namazından sonra cana kıymak olanlara ibret:
Onun ibadeti, her an, insanca yaşamak, insanca düşünmekti.
|
![]()
24
HANDAN METİN: Divrig 1973
Tüm güzellikleri toplayıp uzun ince bir yola çıktım... 1992 ODTÜ Eğitim fakültesi Biyoloji Bölümüne giriyor
Handan.
Gülsün, Gülender ve Nurhanla yakın akrabalar ve 4 kız Divrig Kültür derneği kadın komisyonunda çalışıyorlar.
Annesi Sultan Metin . Yavrularımız, 8 saat,
geldi,
gelecek diye devlet bekledi, 8 saat yandılar....
O yobazlar 8
saat, ..şeriat isteriz.. diye
bağırdılar.
Ve Handan yazıyor.
...Ayrılmak
bir doğa kanunudur.
Bir gün
arkadaşlarından, yarın ailenden
Ve son
olarak da bu dünyadan ayrılacaksın.
Ama önemli
olan zihinlerde bir isim
bırakmak,
ölsen bile ölmemiş gibi
yaşatılmaktır.
Onlar,
ölmeden, ölenlerden oldu.
Zihinlerimizde 33 isim kaldı, 33'de birer Kubilay, 33'de birer Pir Sultan oldu.. |
|
25
YASAMİN SİVRİ : Ankara 1974
Kamber abinin profesörü. Kitap kurdu. Hacettepe Üniversitesi
felsefe
bölümüne gidiyordu. Pir Sultanda, semahla başlıyor, giderek yeni alanlara yöneliyor, gençlik komisyonu üyesi ve tâbi ki
kütüphaneden sorumlu idi.
Yasemin, Sivasta yazar, Aziz Nesin ve Asım Bezirci ile tanışıp,
görüşlerini
açıklayacağı için sevinçli.
Benim en iyi arkadaşlarım kitaplarım diyordu.
Okuyordu
okuduğunu yorumluyordu:
.....İnsanlar öldükleri zaman değil,
unutuldukları zaman ölürler... diyordu.
Unutmadık.. unutmayacağız... biz sizi yaşatacağız.
|
![]()
26
ASUMAN SİVRİ : Ankara 1977
Sokullu Lisesi ı. sınıf öğrencisi. Kamber Hoca, Çorumluların bir gecesinde tanışıyor,
Yasemin ve
SİVRİ kardeşlerle.
16 yaşında semah hocası oluyor Asuman,
3 grupta
100'e yakın öğrenciye semah öğretiyor.
2 temmuz 93 günü otelden evi arayıp karnesini alıp almadıklarını soruyor ailesine. takdirname bekliyor.
Takdirname
aldığını öğrenemeden yobazlar otele saldırıyorlar.
Kamber Hoca çok sevdiği Asuman için: Asumanda her türlü özelik güzellik vardı,
zeki ve
çalışkandı, emek veriyor çalışıyor çalıştırıyordu.
Bütün evren
semah döner, Aşkından güneşler yanar...
Ateşte semaha duranların en Sirvi başıydı O. |
|
27
SERPİL CANİK : Ankara 1974
Kuş olup güvercin donunu giyen
Uyan dağlar
uyan Serpil geliyor.
Ticaret lisesinde staj gördüğü bir kooperatifte çalışıyor, semah çalışmalarımı engelliyor diye
işten
çıkmayı bile düşünüyor, üniversiteye gitmek istiyordu.
Serpil semah ekibinin en yenilerinden, önceden içine kapalı olan Serpil aydınlanma kalesi olarak benimsediği Pir Sultan Abdal Derneğine gelip,
gül gibi
açılıyor. Ablası Serdar Canik Pir Sultan tiyatrosunda oynuyor. Ailece gidiyorlar Sivasa Serpil hiç gitmediği köyleri Banazı da görecek. Yobazlar Serpilin anne babasını Ali Baba Mahallesine ablası Serdal Caniki Kültür Merkezinde tutsak tutuyor,
onunda
Madımakta boğuyor karanlık.
Gözü yaşlı Sultan anne: Yavrularım uça uça gittiler... diyor. ..Turnalar turnalar, telli turnalar, Semah edende, hakka gidenler...
|
![]()
28 SERKAN
DOĞAN : Ankara 1974
Serkan Doğan kardeşi Serdar Doganla semah ekibinde, ve kitap ve kaset stantında görev alıyorlar Pir Sultan etkinliklerinde. Serkan ayrıca, Pir Sultan tiyatrosunda,
Ali Babayı
canlandırıyor.
Cuma namazından çıkan yobazlardan, korunmak için girdiği,
Madımak
oteline cansız çıkıyor Serkan. Kardeşi Serdar ise, öldü diye atıldığı morgda, tam 12 saat kalıyor ve tesadüfen bir doktor nabzının attığının
farkına
varıyor.
Serkan,
otelde yangın başladığında, bir kaç dize
yazıp iç
cebine koyuyor.:
....Yanıyorum anam sakın ardımdan ağlamasın
Aliyim ben.
Pir Sultan yoluna ölüyorum
Başıma kızıl
bağla,
Doğan ailesi SERKANın vasiyete sadık.
Yok
gözlerinde bir damla gözyaşı, yakınma.
Yalnızca
direnç.. var direnç..
Pir Sultan Pirimiz, Yolunda Ölürüz... |
|
29
BELKIS ÇAKIR: 1975
Güne Umuttan, ceylanlara karışıp semaha duran. Kamber Hocanın kızı, Üniversiteye gidecekti. Dernekte semahtan sorumlu idi. Kamber Hoca cehennemden, Birseni, Çiğdemi, Gülayı ve diğerlerini kurtarıyor
kendi öz
kızını kurtaramıyor.
Bende astım, bronşit var..
O taze
ceylanların yerine neden beni almadı ölüm... diyor.
Belkısın kardeşi Tuncerde semah gurubunda. O olaylar başladığında Madımak Oteline ulaşamıyor. Şimdi Sait Metinin bıraktığı yerden tiyatrodan
Pir Sultan
olmayı sürdürüyor. BELKIS Güne Umut = müzik gurubunda vokal yapıyor, okumayı ve Zülfü Livanelinin şarkılarını çok seviyordu. Kişilikli, yürekli, yetenekli, tutuğunu koparan
tam bir Anadolu kızıydı.
Belkıs..
Kırklar ile
yedik içtik.
Kaynayıp
sohbete coştuk
Yetmiş yıl
fırında piştik Daha çiğsin, yan dediler
|
![]()
30
NURCAN
ŞAHIN : Ankara 1975
Kim yakıştırabilir sana ölümü.
|